"Operant (Edimsel) Koşullandırma" nedir? Atlarda Nasıl Uygulanır?


Temel olarak herhangi bir canlının davranışlarının sonuçlarından ders çıkardığına işaret eden "operant (edimsel) koşullandırma" terimi; bir hayvanın (veya tabi ki insanın) istenen sonuçlara neden olacak davranışları sergilemeye devam edeceğini ve istenmeyen sonuçlara neden olan davranışları ise bırakıcağını söyler bize.


Hayvan eğitmenleri yüzyıllardır bu basit denklemden faydalanarak farklı türleri eğitme konusunda oldukça etkili olmuşlardır.


(Yakın zamanda Parsname diye bir kitap okumaya başladım, gerçekten inanılmaz. 16.yy'da erk ve varlık sahibi insanların Ceylan avında kullanılmak üzere panter/leopar (panthera pardus) türü büyük kedileri nasıl yakaladıklarını, ehlileştirdiklerini*, eğittiklerini* ve sağlıkları ile ilgilendiklerini anlatıyor. Okuma ve çalışmalarımı bitirince bu kitapla ilgili de yazcağım...)


Bu pratiğe “Operant koşullandırma” adını veren ise 20.yy'ın en önemli bilim insanlarından, psikoloji profesörü Burrhus Frederic Skinner. Hatta Skinner bu pratiğe isim vermekle kalmamış, aynı zamanda temel uygulama prensiplerini de kodlamıştır.


Davranışların Sonuçlarından Öğrenme Matematiği


Skinner yüzlerce güvercin ve fare ile yaptığı "operant koşullandırma" çalışmaları sonucunda, bu matematik ile ilgili bize şunları söylüyor;


Hayvanların hoş sonuçlara neden olan davranışlarını tekrarlaması muhtemeldir

Hayvanların hoş olmayan sonuçlara neden olan davranışlarını tekrarlaması daha az olasıdır


Operant koşullandırma uygulamalarında bu iki temel denklem üzerine kurulu 2 kategoride, 4 tip metod vardır.


Kategori 1: Pekiştiriciler: Arzu edilen davranışı geliştirmek için kullanılan uyaranlardır.


Metod 1: Hoş (istenen) uyaran eklenmesi > pozitif pekiştirme (+ R)

Metod 2: Hoş olmayan (rahatsız edici) bir uyaranın uzaklaştırılmasına > negatif pekiştirme (- R)


Kategori 2: Cezalandırıcılar: İstenmeyen davranışları azaltmak için kullanılan uyaranlardır.


Metod 1: Hoş olmayan (rahatsız edici) bir uyaranın eklenmesi > pozitif ceza (+ P)

Metod 2: Hoş (istenen) bir uyaranın uzaklaştırılması > negatif ceza (- P)


R: Reward (Ödül) P: Punishment (Ceza)

Atlarda Operant Koşullandırma

İlk okumada her zaman kafa karışıklığına neden olan bu önermelerle ilgili bir kaç şeyi netleştirelim...


Ceza istenmeyen davranışları azaltmaya yönelik alınan tüm önlemleri kapsar. Acı verici veya agresif olmakla ilgili değildir. Ve "pozitif" ve negatif" terimleri ise tamamen ekleme ve uzaklaştırma anlamında kullanılmaktadır. Hayvana karşı kibar olmak veya olmamak ile hiç bir ilgisi yoktur.


Pozitif cezalandırma başlığında, "rahatsız edici" (kaçınmaya neden olan) bir uyaranın eklenmesi konusuna örnek vermek gerekirse; sürekli çevresine agresif davranan ve tanımadığı insanları ısıran bir köpeğin ağzını kapatmaktan bahsedebiliriz. Bir köpeğin ağzının kapatılması (ne kullanarak kapatırsanız kapatın), hayvan için rahatsızlık verici bir eylemdir ve orta/uzun vadede söz konusu köpek ağzı kapatılmasın diye agresif davranışlarını baskılamayı seçecektir (davranışın beyinde tümör vb. bir fizyolojik veya kimyasal temeli yoksa).


Negatif cezalandırma ise hayvanın istediği, sevdiği veya onu memnun eden bir durum veya objeyi uzaklaştırmak veya ortadan kaldırmak demektir. Bir çocuğa "yaramazlık yaparsan, oyuncaklarını alırım" demek gibi düşünebilirsiniz...


Atların Davranışlarının Sonuçlarından Öğrenme Durumu


Bilimsel "operant koşullandırma" tekniğinin temelinde "tarama ve yakalama" sistematiği vardır.


Yani eğer "operant koşullandırma" metodlarını atınızı çalıştırırken uygulamak isterseniz, atınızın davranışlarını düzenli olarak gözlemlemeli ve sadece istenen veya istenmeyen bir davranış tespit ettiğinizde harekete geçmelisiniz...


Şimdi bu temel üzerinden "operant koşullandırma" ile çalışmak isteyenlerin uymaları gereken iki önemli kuraldan bahsedelim...


Kural 1: Davranış öncesi kullanılan herhangi bir metod/uyaran yoktur. Yukarıda bahsi geçen tüm metodlar/uyaranlar davranış sonrası uygulanmalıdır.


Adım 1: Atınızı düzenli olarak gözlemleyin (Bu gözlemler, veterinerlik uygulamalarında atınıza doğru teşhis konulabilmesi için de önemli bilgiler içerecektir)

Adım 2: Yer çalışması veya biniş esnasında davranışlarını tarayın

Adım 3: İstenen veya istenmeyen bir davranışı gerçekleştirmesini bekleyin

Adım 4: İstenen bir davranış gerçekleştiğinde bunu +R (Pozitif pekiştirme: hoş bir uyaran eklenmesi) ile yakalayın


Kural 2: Tarama ve yakalama tekniğinde, ipuçları, komutlar ve tetikleyiciler, davranışın gerçekleşmesine neden olan araçlar olarak kullanılmaz. Yani teşvik edilmek veya yok edilmek istenen davranış, binici/antrenör/eğitmen tarafından tetiklenmemelidir.


"Amaç istediğini almak değil, elde ettiğini yakalamaktır."

Bugün pek çok insan, atlarıyla olan ilişkilerinde pozitif cezalandırmanın (+P) ve negatif pekiştirmenin (-R) her zaman caydırıcı olacağını sanıyor. İdeal bir dünyada haklı olabilirler belki ama maalesef insan her zaman tutarlı, zamanında ve olması gerektiği gibi geri bildirim verebilen bir varlık olmadığından, bu inanışa sahip kimseler bile tekniklerinin her zaman çalışmadığını gözlemlemişlerdir.


Gerçek şu ki insanlar atlarıyla olan ilişkilerinde pozitif pekiştime kullanırken (+R) kimi zaman istemeden ve bilinçsizce de olsa caydırıcı olabildikleri gibi, negatif pekiştirme (-R) ve pozitif cezalandırma (+P) uygulamalarında da her zaman caydırıcı olamayabiliyorlar.


Örneğin en basitinden atın kafası üzerinde ödül olarak kondurulan bir pat ("okşama"), insan perspektifinden pozitif bir pekiştirici olsa da (+R), at bu uyaranı pozitif bir cezalandırıcı olarak (+P) algılayarak, yanlış bir şey yaptığını sanabiliyor. Öyle ki asırlardır insan ile birlikte var olmuş atlarımızdan, bu sevecen ama "sert" dokunuşlarımızı birer sevgi emaresi olarak algılamalarını bekleyen bizler, sürü hayvanı olan atlarımızın doğal var oluşlarında bu tür pozitif yüklü bir temasa sahip olmadıklarını, atlarımızın birbirlerine ilgi ve sevgi göstermede sürtünmeyi ve yumuşak dokunuşları tercih ettiğini hep kaçırıyoruz.


Keller Breland ve Marian Kruse: Davranış Şekillendirme Sistematiği


Skinner deneylerinde yalnızca birincil pekiştiriciler ve birincil cezalandırıcılar kullanılmış:

  • Birincil pekiştiriciler: yemek takviyesi, övgü, kaşıma - hayvanın arzu edeceği şeyler. Hayvanlar, "birincil pekiştiricilerin" istenen sonuçlar olduğunu doğal olarak bilir.

  • Birincil cezalandırıcılar: yüksek şiddetli bir ses, hayvana yöneltilen agresif bir ses tonu, yiyeceğin veya sevdiği bir objenin ortadan kaldırılması - hayvanın arzu etmeyeceği şeyler. Hayvanların doğal olarak kaçınmak isteyeceği sonuçlardır.

Skinner deneylerine katılan iki öğrenci, Keller Breland ve Marian Kruse ise birincil pekiştiricilerin kullanımı sırasında, hayvanların özellikle çıkan seslere dikkat ettiğini tespit etmişler.


Bu tespitten yola çıkarak, "sesin" daha pasif ve ilişkisel bir öğretim/öğrenim yöntemi olarak, hayvanların davranışlarını şekillendirmede yardımcı olarak kullanılabileceğini öngörmüşler.


Keller Breland ve Marian Kruse kısaca; agresif olmayan bir ses uyaranı kullanarak, hayvanlara, tam olarak ödüllendirilmelerine neden olan eylemin ne olduğunu anlatabileceklerini fark etmişler. Akustik ikincil güçlendirici kullanımının öncüsü olan araştırmacılar, “köprü uyarıcı” kavramını da bu şekilde bilim tarihine kazandırmışlar.


Bir "köprü uyarıcının" söz konusu hayvana giden bilgi miktarını arttırarak öğrenme sürecini pekiştirdiğini ve etkin bir şekilde hızlandırdığını söyleyen Keller Breland ve Marian Krus, bu metod ile çok farklı türlerde hayvanları uzak mesafeden eğitmeyi başaran ilk insanlar olarak tarihe geçmişler. Araştırmacıların 1955 yılında bilimsel olarak kurguladıkları ilk yunus gösterisi de yine davranış şekillendirme ile ilgili bilim tarihine geçen önemli olaylardandır.


"Köprü uyarıcı" kullanımı, hayvan davranışlarını şekillendirmede, 1990'lı yıllarda "tıklama eğitimi" (clicker training) ile popüler hale gelmiş ve at yetiştiricileri tarafından da yaygın olarak kullanılmıştır.



İçgüdüsel Sapma


Son olarak "İçgüdüsel sapma" kavramı yine Keller Breland ve Marian Kruse'un rakunlarla yaptıkları bir çalışmanın sonucu olarak hayatımıza girmiş kavramlardandır...


Araştırmacılar bu çalışma kapsamında, rakunlara bir banka ATM’sine madeni para yatırmayı öğretmişler. Araştırmanın başlarında kendilerinden istenen görevi başarı ile yerine getiren rakunlar, zamanla madeni paraları bir sosa batırırcasına ATM'de içeri-dışarı hareket ettirip daha sonra ATM’nin para haznesine atmak yerine, ellerinde ovalayarak oynamaya başlamışladır.


Doğada içgüdüsel olarak yiyeceklerini birkaç kez suya batırıp çıkartarak yıkayan rakunlar, bu davranışlarını madeni paralar ve ATM ile kurdukları ilişkiyle eşleştirerek, bir içgüdüsel sapma yaşamışlardır.


Bu şekilde araştırmacılarımız Keller Breland ve Marian Kruse, "içgüdüsel sapma" gerçekleştiğinde, herhangi bir türün, doğuştan gelen, bilinçsiz, plansız ve otomatik davranışlarının, operant koşullandırma sürecine müdahale edip, eğitilmiş davranışların yerine geçtiğini keşfetmişlerdir.

Operant Koşullandırma, Atlarda 100% Çalışan Bir Teknik Midir?


Hayatın her anında o kadar çok değişken var ki, laboratuvar ortamında bilimsel yöntemler kullanılarak tespit edilen "mutlak gerçekler", doğa ananın gerçek dünyasında her zaman mutlaklıklarının hakkını veremiyebiliyorlar...


Skinner, konuştuğumuz tüm "operant koşullandırma" metodolojilerini haritalandırmak için, deneylerinde "Skinner Kutusu" adı verilen, bilgisayar yardımı ile yönettiği ve 100% tutarlı bir ortam kullanmış. Bu ortamda +/-R ve +/-P önermelerini, güvercin ve farelerde, gıda ve ışık gibi uyaranlar ile test etmiş.


(Rivayet o ki Skinner'ın bu deneyleri, General Mills şirketi tarafından 1941 senesinde fonlanıyor. Fonun amacı ise, Amerika'nın II. Dünya Savaşı'na girdiği o sene, bilim insanımızın güvercinlere uçaklardan bırakılan bombalara rehberlik etmeyi öğretmesi.)


Kuşların ve farelerin boyutlarını düşündüğümüzde, bu minik canlılarla, her bir değişkeni bilgisayar tarafından kontrol edilen kutuların içerisinde çalışmak ne kadar mümkünse, bu durum takdir edersiniz atlar için söz konusu bile değildir.


Dolayısıyla operant koşullandırma uygulamaları; araştırma amaçlı veya günlük at terbiyesi için, yalnızca insanlar tarafından ve doğal koşul/ortamlarda gerçekleştirilebilir.


Bununla beraber insan bir bilgisayar olmadığı için, her hangi bir kimseden bu çalışmalar sırasında her zaman tutarlı, zamanlı ve doğru davranmasını beklemek de çok mantıklı bir yaklaşım olmayacaktır. Ve tabi insan bir bilgisayar kadar sabırlı da değildir....


Sonuç olarak insan-at ilişkisinde, "operant koşullandırma" tamamen bir diyalog metodolojisi, eğitim kolaylaştırıcısı olarak görülmeli, bir kimsenin biniş esnasında veya yerde atıyla kurduğu iletişimde, kendini daha iyi ve net ifadesine yönelik bir yardımcı olarak kullanılmalıdır.


Operant koşullandırma kesinlikle atınızı ne zaman ödüllendireceğinizin ve cezalandıracağınızın mutlak bir formülü değildir...


Eğer atlarda iletişim konusunda daha çok okuma yapmak ve kendinizi geliştirmek isterseniz aşağıdaki kitapları okumanızı tavsiye ederim. Maalesef bu kitapların bir çevirisi mevcut değil.



56 görüntüleme

Yeşilce Mah. Emirşah Sok. No:21 (Impact Hub)

4.Levent Sanayi Kağıthane 34418 İstanbul

Aromaterapi&Co_edited.png