Bir Doz Karanlık: COVID19 Sonrası Dünya İçin Düşünceler



Her şey 15-20 sene önce ülkemize birer birer girmeye başlayan BÜYÜK BÜYÜK markaları tüketme yarışı ile başladı…

Herkes bir örnek montlara, bir örnek botlara ve çantalara büründü.

Büyük şehirlerimiz yavaş yavaş çarpık bir kominist distopyanın içerisine sürükleniyordu.


Muhtelif kolejlerimizde okuyan yeni nesilimiz - kimi zaman durumu müsait olmayan ailelerine duygusal baskı yaparak, kimi zaman gösteriş düşkünü ailelerinin zaaflarını kullanarak - okul üniformalarını alttan üstten tamamlayan bu BÜYÜK markalı ürünlerle, sokakları herkesin birebir aynı göründüğü şirinler köylerine dönüştürüyorlardı...

Tüm bu dönüşümle beraber zaman içerisinde küresel fastfood, kahve, otel, kozmetik, perakende ve rezidans zincirleri de sahnedeki yerlerini aldılar

Ve tüm bu ekosisteminin vitrini AVM’ler - sokaklarında yürümenin büyük nimet olduğu tarihi şehirlerimizde bile - mantar gibi bitmeye başladılar.

Çoğu zaman sevimsiz mimarileri dışında içlerindeki tüm dükkanlar birebire aynı olan bu canavar yapılar, şehir ortamında ailelerin çocuklarını “güvenle” gereksiz alışveriş yapmaya ve kötü yemek yemeye terk ettikleri mekanlar olmakla beraber aynı ailelerin ikamet ettikleri rezidans ve sitelere olan kuş uçuşu uzaklıklarına göre tercih edildiler.

Her sitenin bir AVM’si, her AVM’nin önce çıkan marka ve müdavimleri oldu zamanla…


2019 senesine geldiğimizde “temiz havanın” koridorlarına makinalar ile pompalandığı bu AVM’lerin müdavimleri, kahve makinası kullanma kılavuzu monotonluğundaki hayatlarında, sosyal medyada daha güzel ve mutlu görünmek için yaptıkları harcamalarla yuvarlanıp gidiyorlardı.


Ki bir sabah uyandık ve her günkü gibi herkesin giydiği kıyafetlerimizi giyip, herkesin içtiği kahvemizden içtikten sonra markalı karton bardaklarımızın şehir manzaralı resimlerini çekip instagram'da story yapacakken… Küresel toplamı 3 gr etmeyecek bir virüs, COVID19 girdi hayatlarımıza.


Herkesin herkesle aynı şeyleri yaşayıp, aynı sonuçları almaya alışık olduğu bir dünyada - hiç kimseye aynı davranmayan bu virus, daha da ileri giderek bizlere o güne kadar yaşadığımız hayat, genetik ve fizyolojik özelliklerimiz üzerinden kişiye özel faturalar kesmeye başladı.


Bizler de 2020 başı itibariyle kendimize döndük; hem anlık hem de o güne kadar içerisinde “savrulduğumuz” hayatlarımızı, hayat tarzlarımızı sorgulamaya başladık…


Yeteri kadar hareket ediyor muyum?

Sigara içiyor muyum?

Sağlıklı besleniyor muyum?

Kronik bir rahatsızlığım var mı?

Temiz hava alıyor muyum?

Çok fazla mı hazır gıda tüketiyorum?

Hayatımdaki stresi doğru yönetebiliyor muyum?

Stres gerçekten bağışıklık sistemimi etkiliyor mu?

Probiyotik mi içmem lazım?

Yediklerimde boya mı var?

Kullandığım ilaçlar COVID’e karşı beni zayıf mı kılıyor?

Temizliğime dikkat ediyor muyum?

Evimin temizliğine?

Yediğimin temizliğine?


Sonra da günlük hayatımızdan hızla uzaklaşan ve her zaman orda olacağını sandığımız herseye…


Anne ve babalarımız…

Arkadaşlarımız…

Taşıyıcı olabilir miyim? Hastalık bulaştırır mıyım? derken, düşünceli insanlar* için uzak kalmak sevgi göstergesi oldu.


Ofisimiz…

Okullarımız…

Sınıflarımız…


Belki de bir çok insanın hayatında tek sosyalleşme alanlarıydı bu mekanlar.


AVM’lerimizi özledik mi? Emin değilim.

Ben, bugün, kimsenin, makinaların üflediği havayı, kıymetini yeniden keşfettikleri ciğerlerine çekmek istediğini sanmıyorum.


Ve elle tutulamayan şeyler…


Sokağa çıkıp bir yürüyüş yapmak, iki mağazaya girmek…

Tat alma duyumuz

Koku alma duyumuz

A noktasından B noktasına nefesimiz daralmadan, ölümcül bir hastalık kapmadan ulaşabilmek

Veya sadece sokağa çıkabilmek.


Onlarca komplo teorisinden birinin önerdiği gibi dünyaya kasten reset mi atılıyor bilmiyorum ama bir “yeniden başlat” tuşuna basmanın şart olduğuna eminim.


Senelerce kendi yarattığımız markaların, etiketlerin, standartların ve plastiğin içinde boğulurken, insan olarak kendi içlerimizi boşalttığımız son 15-120 senede; içimizdeki bu boşlukları doldurmak için vahşice dünyayı sömürdük.


Özgün varlığımızı, gerçek duygularımızı, birbirimize karşı nezaketimizi kaybettik.


Ben COVID19 sonrası dünyada yepyeni bir sayfa açmamız;


Moda olduğu için değil, ihtiyacımız olduğu için satın almamız...

Marka olanı değil, kaliteli olanı tercih etmemiz...

Tercihlerimizle kendimize, çevremize ve dünyamıza zarar vermeden...

Herkesin yaptığını değil, kendi yapmak istediğimiz şeyleri yapmamız...

Bunun için bize kim olmamız gerektiğini söyleyen her şeye ve herkese çok kulak asmadan, ÖNCE kim olduğumuzu keşfetmemiz…

…gerektiğini düşünüyorum.


Ve tüm kalbimle umut ediyorum ki, COVID19 sonrası dünya;


insan olarak gerçek değerlerimizin ön plana çıktığı,

birbirimize ve dünyaya zarar vermeyi bıraktığımız,

insanların izolasyonda geçen sürede kendi içlerinde “mecburen de olsa" çıktıkları yolculuklarda ruhen, bedenen ve duygusal olarak daha sağlıklı bireylere dönüştükleri


...bir çağın başlangıcı olur.

7 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yeşilce Mah. Emirşah Sok. No:21 (Impact Hub)

4.Levent Sanayi Kağıthane 34418 İstanbul