Çevre Dostu Tütsü Üretimi Üzerine Uluslararası Bir Girişim Hikayesi


Bir kaç sene önce Homemade Aromaterapi ile tütsü eğitimi vermeye başladım. O günden beri, bir çok öğrencim eğitimden aldıkları bilgiler ve ilham ile farklı ölçek ve ürün guruplarında iş/işletmeler kurdular.


Çok güzel mesajlarla iyi haberlerini ve göz bebeği ürünlerini benimle paylaştılar. Hepsi benim için ayrı mutluluk, enerji kaynağı oldu. Bitkilere dokunmak, onların varlıklarını onurlandırmak ve güzel kokularını farklı şekillerde hayatımıza katmak gerçekten çok güzel, keyifli ve şifalı bir şey - fakat bu büyülü dünya kimi zaman gözlerimizi - bizim tercih, inanış ve davranış biçimlerimizden kaynaklanan - bir takım olumsuzluklara kapatabiliyor. Biz doğalı tercih ediyoruz, doğal ürün kullanımını özendiriyoruz diye - istemeden de olsa- kimi zaman kalbimizden geçen olumlu dünya portresinden çok uzak, hiç istemeyeceğimiz sonuçlara da neden olabiliyoruz. Beni en çok endişelendiren bir örnek, doğal tütsü konusu popülerleştikçe - talep artıyor, talep arttıkça pazar çekici bir hale geliyor, daha çok tütsü ürünleri satan marka ortaya çıkıyor; ortaya çıkan markalar kırsalda yaşayan insanları/köylüleri düşünmeden “tüketmeye” veya aç gözlülükle vahşi toplama yapmaya yönlendirebiliyor - bu da belli bitki türlerinin doğadaki varlığına ciddi zararlar verebiliyor. Bu durum, benim verdiğim eğitimlerde, sebep olmaktan en çok korktuğum şey. Bir diğer yandan doğayı hırpalamadan, mevcut hammaddeleri veya doğal kaynakları dönüştürerek de tütsü üretmek mümkün. Bu noktada örnek bir girişimcilik hikayesini Hindistan’dan paylaşmak istiyorum… Hindistan’ın kutsal alanlarında her gün tonlarca atık çiçek çıktığını ve bu durumun ülkenin çöp ve çevre problemlerine ciddi katkısı olduğunu biliyor muydunuz? Sorun, kutsal adak olarak görülen çiçeklerin büyük kısmının - çöpe atılamadıkları için - Ganj nehrine bırakılmaları ile başlıyor. Bir kısmı ise sokaklarda ve tapınaklarda çöp olarak birikiyor… Bu durumu fark eden ve konuyu yapıcı yönde ele almaya karar veren Hintli bir girişimci; tonlarca çiçek atığının hem içlerinde bulunan fito-kimyasallarla hem de üzerlerinde taşıdıkları pestisitlerle ülkenin su kaynaklarına ne kadar zarar verdiğini fark edince, bu atıkları kimsenin manevi duygularını zedelemeden dönüştürmek üzere harekete geçmiş… Her gün kutsal alanlardan topladıkları tonlarca çiçek atığını önce ayıran, sonra ayıklayan Hint girişimcileri, kuruttukları bitkileri uçucu yağlar ve su ile macun kıvamına getirdikten sonra tütsü çubuklarına sıvıyorlar. Bu şekilde çiçekler çöpe gitmiyor, onları tapınaklara bırakanların niyetlerine uygun bir şekilde kutsal dumanlarla tanrılara ulaşıyor. Hindistan’ın ciddi bir atık problemi ise katma değerli ürünlere evrilerek ekonomiye kazandırılmış oluyor.

Tabi ki Ganj nehrinin çiçek atıklarından daha büyük problemleri var - fakat büyük ve kompleks problemleri bir günde çözmek gerçekçi bir beklenti olmadığından, doğru yönde atılan her adım çok kıymetlidir. Bu güzel örnekten, yazımın en başında altının çizdiğim endişeme dönecek olursak; gerçekten daha fazla tütsü demeti yapacak girişime ihtiyacımız yok… Fark yaratmak; iyi bir iş, ürün, proje ortaya koymak istiyorsanız - herkesten farklı düşünmelisiniz. Bunu yaparken de kaynaklarını zaten oldukça hunharca kullandığımız, yuvamız dünyanın eşsiz doğasına zarar vermeden, zararı teşvik etmeden yapabilirseniz ne de güzel olur! Sağlıkla kalın.


19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör