Amerika'da Parfüm ve Güzel Kokunun Kısa Tarihi


18.yy itibariyle Amerika'da ilaç ve kozmetiklerin hazırlandığı eczanelerin satınalama listeleri; kuru otlar, tentürler, bitki özleri ve mineral tuzlar ile birlikte uçucu yağlardan oluşuyordu.


Parfümler ise Amerikan eczanelerinin raflarını süsleyen ilk kozmetik ürünlerdendi.


Deodorantlar ve ter önleyiciler henüz o dönem keşfedilmemişlerdi ve insanlar vücut kokularını maskelemek için doğrudan kıyafetlere ve mendillere uygulanan "tuvalet suları" kullanıyorlardı.


Eczacılar tarafından "tuvalet sularının" üretiminde yaygın olarak kullanılan lavanta, gül ve sandal ağacı gibi uçucu yağlar, ayrıca tıbbi amaçlı hazırlanan merhem, krem ve losyonların çekici olmayan kokularını kamufle etmek için de tercih ediliyorlardı.


Ve hatta uçucu yağlar, dahili olarak kullanılması gereken tıbbi preparatlara da aroma olarak katılıyordu.



Güzel kokulu uçucu yağları ürünlerini parfümlendirmek için kullanan bir diğer meslek grubu ise sabun üreticileriydi. Ürünlerini piyasadaki rakiplerinden ayrıştırmak, daha çekici hale getirmek ve müşterilerinin cildinde güzel kokular bırakmak için, sabun üreticileri de formüllerinde uçucu yağlardan faydalanırlardı.


20.yy'da sentetik kokuların ve koku özütleme teknolojilerinin gelişmesi ile parfüm (güzel koku) üretim maliyetleri düştü, dolayısıyla satış fiyatları da ucuzladı. Artık ayrı ayrı her bir güzel koku için hasat mevsimini beklemek gerekmiyor ve uzak limanlardan kalkan ne zaman geleceği belli olmayan gemilerin yollarını gözlenmiyordu.


Parfümler ve güzel kokulu kozmetikler sadece varlıklı alıcılara özel lüksler olmaktan çıkmış, herkesin ulaşabileceği ürünlere dönüşmüşlerdi.


O güne kadar satın almasından üretimine eczacıların laboratuvarlarında, gizli formüllere göre hazırlanan parfüm ve kokulu kozmetikler yerlerini markalı ve ağırlıklı olarak sentetik kokularla parfümlendirilmiş koku, pudra, merhem, krem, losyon ve şampuanlara bırakmaya başladı.



Amerika parfüm üreticileri ile öne çıkan bir ülke değildi. Fransızlar ise tüm dünyayı artizan parfümörler olduklarına ikna etmişlerdi. Dolayısıyla Amerikan şirketlerinin sattıkları tüm parfümler, kendilerini Fransız parfümüymüş gibi konumlandırmaya çalışıyorlardı...


1920'li yıllarda Fransız François Coty’nin Amerikan pazarına girişi ve yakaladığı başarı ise sektörde ciddi bir dönüşüm yaratıyor... Parfüm pazarlamasında yeni bir model yaratan Coty, öncelikle Parfüm şişelerini mücevher tasarımcısı René Lalique'e tasarlatıyor ki ü günden sonra şişenin kendisi, içindeki formülden çok daha pahalıya mal oluyor. Fakat ilginçtir ki (belki de değildir...) tüketiciler bu dönüşüme olumlu cevap veriyorlar. Özel tasarımlı şişelerde az miktarda parfüm için daha fazla para ödemeye razı olan Amerikalılar, belkide bir yerde bugünkü pazar profilini de yaratmış oluyor.


Coty yakaladığı başarı ile Amerika pazarındaki yatırımlarını arttırıyor ve farklı müşteri segmentlerine özel farklı ürünler üretip satmaya başlıyor. Hem parfüm, hem de şişe üreten fabrikalar açıyor. Bourjois, Guerlain ve Caron gibi Fransız markalar Coty'nin açtığı yola giriyor ve 1970'lere kadar parfüm piyasası ya Avrupa'dan ithal edilen orijinaller ya da Amerikalıların ürettiği Avrupa taklitlerinden oluşuyor.


Bu zincir 7o'ler itibariyle Amerika'da çok popüler olan Amerikalı Revlon'un “Charlie'si” ile kırılıyor! Tarihçi Jones'un tabiri ile Charlie'den sonra Amerikan parfümleri “Fransız eşdeğerlerinden daha sportif ve bağımsız” hale geliyor.


REFERANSLAR


Jones, G. (2010) Beauty Imagined: A History of the Global Beauty Industry. Oxford; New York: Oxford University Press

Morris, E. (1984) T. Fragrance: The Story of Perfume from Cleopatra to Chanel. New York: Scribner

Peiss, K. L. (1998) Hope in a Jar: The Making of America’s Beauty Culture. New York: Metropolitan Books

92 görüntüleme

Yeşilce Mah. Emirşah Sok. No:21 (Impact Hub)

4.Levent Sanayi Kağıthane 34418 İstanbul

Aromaterapi&Co_edited.png