Kara Ölüm, Yalnızlık & Kainatın Sırları


Salgından kaçmaya çalışan Londralılar, köylüler tarafından engelleniyor. NEW YORK PUBLIC LIBRARY

Sene 1650. Avrupa başka bir salgının pençesinde… Önemli ticaret limanları ile önce İtalya, sonra İspanya ardından sırayla Hollanda ve Almanya hızla hastalığın pençesine düşüyor. İngiltere ise daracık İngiliz Kanalı'nın öteki kıyısında, ana karada kontrolden çıkmakta olan salgını temkinli gözlerle ve korku içerisinde izlemekte…


Ve fakat salgın için ekonomisi büyük ölçüde ticari ilişkilere dayalı bu izole ada, çok da kolay bir lokma. Dünyanın her köşesinden İngiltere'ye çay, ipek ve baharat getiren gemilere binen sıçanlar, sırtlarına atlayan pirelerle hastalık faktörü olan bakterileri - hücrenin daha henüz keşfedilmediği, tek hücreli canlıların krallıklarından haberdar olmadığımız bir çağda - 10 sene geçmeden İngiltere’ye de taşıyorlar.

1664 senesi Noel gecesi, salgın İngiltere’de ilk kurbanını alıyor. Çok kısa bir süre içerisinde her hafta binlerle ifade edilmeye başlayan ölümler, kısıtlamaları da beraberinde getiriyor. Kilise servisi dahil tüm toplu faaliyetler yasaklanıyor. Üniversiteler kapatılıyor. Hasta olanların evden çıkmasına izin verilmiyor, kapılarının üzerine dev haçlar çiziliyor. Şehirlere kapkaranlık bir sessizlik çöküyor.


Kara Ölümün şekillendirdiği bu yalnız ve kasvetli dünyada; hareket ve ışık gibi kavramlara aşık, matematik tutkunu, okul parasını zengin çocuklara uşaklık yaparak çıkaran bir Cambridge öğrencisi, kitapları ile beraber kendisini annesinin çiftliğine kapatıyor.

Isaac Newton (1642-1727) işte tam bu dönemde, çiftlikte kafasına düşen bir elma ile devrim etkisine sahip "yer çekimini” kuralını fark ediyor. Dünya'dan Ay'a kadar, hiç bir şekilde sınırlandırılamayan veya önü kesilmeyen bir güç, öyle bir güç ki Ay’ı yörüngesinde tutuyor… Newton, bu kuralı evrenin yazılım dili olan matematik ile hesaplamak için çalışırken kalkülüsü icat ediyor.


Ve James Gleick'in ifadesiyle İngiltere’ye salgının geldiği “sene O'nun yalnızlık ve irtibatsızlık içerisinde, dünyanın en büyük matematikçisine dönüştüğü” yıl oluyor. 84 yaşına kadar yaşayan Newton - dönemle ilgili ortalama yaşam beklentisi inancımızın 2 katı(!) - öldüğünde tabutu Düklerin ve Kontların omuzlarında son istirahat yerine taşınıyor…

Willian Blake'in "Isaac Newton" çalışması. Tate Müzesi, İngiltere

Diyeceğim o ki, 2020’de belki dünyayı değiştirecek kavramlar/kurallar keşfetmedik ama - hepimizin kendimizi daha iyi tanıdığı, hayatımızın "olmazsa olmazlarını" ve "çok da gerekli değilmişlerini" daha net gördüğü, değerlerimizi yeniden keşfettiğimiz bir yıl oldu. Belki de 10 yıl sonra dönüşeceğimiz versiyonlarımıza, 12 ayda dönüştük. Bence iyi de oldu.


2021’in SAĞLIKLA, 2020'de geliştirdiğimiz versiyonlarımızı daha iyiye taşıdığı bir yıl olmasını dilerim…


"Gerçek, sükunet ve meditasyonun meyvesidir."

“Truth is the offspring of silence and meditation.”

Isaac Newton


2021’e hoşgeldiniz.


REFERANSLAR:


Gleick, J. (2004) Isaac Newton. Vintage Books, New York

192 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör